Fırın işletmeciliğinin yakın geçmişine kısaca bir göz atacak olursak 1980'li yıllar öncesi kara fırınların en yoğun olduğu dönem olarak bilinir.

Bu yıllardan sonra endüstrinin getirdiği teknoloji harikası olarak dayatılan (Dönerli, Matador, Borulu vs. fırınlar) fuiloilli, elektrikli, doğal gazlı, kimyasal yakıtlı Hormonlu Ekmek Dönemi'nin başlaması ile odunlu kara fırınlar ile Katkısız Doğal Ekmek tarihe karışıyordu.

Dönerli fırınlar, daha sonra tahtını Tünel Fırınlara kaptırdı. Fabrikasyon olan Tünel Fırınlar çoğalarak tekelleşme sevdası ile küçük fırın işletmelerini bitirip pazarı tamamen kendi tekellerine geçirme hesapları yaparak haksız rekabet dönemini başlattılar. Hedefleri düşük iş gücüne dayalı ucuz imalatı fırsat bilip güçlü sermaye ile kara fırınları bitirerek bu sahada rakipsiz olmaktı.

Bu arada küçük işletmeciler, ayakta kalabilmek ata mesleklerini devam ettirebilmek ve damak tadımızdaki lezzet kıvamını verebilmek için bir inanılmazı başararak bir anda taş fırınların randımanı sayesinde fırınlarını birer pastaneye dönüştürerek kuru pastadan süpangile ve keşgüle kadar türlü yiyecek çeşidi ile hizmet ağlarını genişlettiler. Diyet ekmeği, kepekli ekmek, simir, bogaça, boyoz, galeta gibi ürünlerin tezgah satışları sayesinde nakit parayı kasalarına çekebildiler. Bu sayede tekelleşme sevdasındaki diğer fırınlara karşı var olma savaşını kazanarak ayakta kalabildiler.

İşte bu kara fırınlar, alttan ve yandan yanan, Göçmen fırını yada laz fırını olarak bilinen 60,90 cm kubbe yüksekliği, 3x3 m veya 4x4 metre taban genişliği gibi çeşitlerde yapılan fırınlarla hamurkarlar, kürekçiler, baston işleyicileri gibi tüm fırın emekçileri işlerini koruyabildiler. Bu onurlu ekmek kavgasında Taş Fırın İnşaatı Ustası olarak deneyim ve birikimlerimi, kara fırın işletmecileri ile paylaşarak güç birliği içinde zanaatkarlarımızla omuz omuza verip halkımızın damak tadını tekrar sofrasına koyabilme mutluluk ve hazzını yaşıyoruz.

Taş Fırın İmalat Resimleri